Hrant’ı Dink’i katleden, insani ve İslami olanın düşmanı ulusalcı laik zihniyettir...
 
   Hrant’ı Dink’i katleden, insani ve İslami olanın düşmanı ulusalcı laik zihniyettir...
Hrant’ı katleden zihniyet;

- İnsanlığın, insanlık onurunun, insani erdemlerin ve Allah’ın düşmanı olan, ahseni takvim fıtratını bozup esfelesafiline düşen, Kur’an’ın hayvanlardan aşağı olarak nitelediği sapkın zihniyettir…

- Yüz yılı aşkın bir süreden beri insani ve İslami olana savaş açmış seküler ulusalcı İT (İttihat Terakki) zihniyetidir…

- Silahlı ve örgütlü bir güç olarak, bu ülkede yaklaşık yüz yıldır, İslami kimlikle, İslam şeriatıyla, ümmet bilinciyle, Kürt kimliğiyle savaşan, 1915’te tehcir zulmüyle Ermeni katliamı yapmış olan İT’in devamı bir zihniyettir…

- Emperyalistlerin işbirlikçiliğini ve emperyalist kültür adına halkının dinine, değerlerine, insani ve İslami olana düşman olmayı ulusalcılık olarak tanımlayan İttihatçı zihniyettir…

- Ülkenin çoğunluğunu teşkil eden Müslüman halklarının İslami ve Kürt kimliklerini, laik Türk ulusalcılığı içinde asimile edip yok etmek için akıl almaz zulümler, baskılar, yasaklar katliamlar gerçekleştiren, İslami vakıfların büyük servetini gasp eden, azınlık Rum ve Ermenileri ise mübadele politikaları ve baskılarlarla ülkeden kovup mallarına el koyan Kemalist zihniyettir…
 
   Kürt Sorununa Gerçek ve Kalıcı Adil Çözüm, Ancak İslam’la Mümkündür...
Kısa vadede kan dökülmesini ve acıları dindirmek suretiyle, mazlum halka bir miktar nefes aldırmak bakımından seküler sistem içi çözüm gerekli olmakla beraber, gerçek adil çözüm ancak İslam’la mümkündür.

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV) tarafından düzenlenen “Kürt Sorununa Sistem İçi Çözüm Arayışları ve İslami Çözüm Önerileri” konulu ve iki oturum halinde tam gün süren panel, ağır kar şartları altında, Ankara Koca Tepe Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Program Yusuf Sertkaya’nın Kur’an’dan Rum 22, 23. ve Hucurat 13. ayetleri ve meallerini okumasıyla başladı. İLKAV Genel Sekreteri Abdullah Başaran’ın selamlama ve programı takdim konuşmasını müteakip, İLKAV Başkanı Mehmet Pamak panel gündemiyle bağlantılı bir açış konuşması yaptı.
 
   "Hikmetin Gerekliliği ve Hikmet Arayışı" seminerine ilgi büyüktü.
14 Ocak 2012 tarihinde Adana'da faaliyet gösteren Gökkuşağı Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin düzenlediği "Hikmetin Gerekliliği ve Hikmet  Arayışı" seminerine ilgi büyüktü.

İLKAV (İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı)’ın Başkan yardımcısı ve müderrisi, İslamî ilimler uzmanı Şeyho DUMAN'ın konuşmacı olarak katıldığı Seyhan Kültür Merkezindeki seminer saat 13:00'te Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Meali verildi.

 

Açılış konuşmasını  yapan Mustafa TEKTORUN Şunları Söyledi:

Gökkuşağı eğitim ve yardımlaşma derneği ve müslamanlar olarak neden ‘’Hikmet’’ Sorusuna yanıt bulmaya çalıştık. Müslümanlar için neden önemli  ‘’Hikmet’’  Kavramı?

‘Hikmet’ kelimesinin kökü ‘hükm’dür. ‘Hükm’ masdarı ve ondan türeyen kelimeler isim ve fiil olarak Kur’an’da tam 210 yerde geçer. İşte bundan ötürü müslümanın hayatında büyük öneme sahip olan ‘’Hikmet’’ kavramını ele aldık. Hikmetin en yücesi, doruğa ulaşmış şekli, Allah’tan gelen âyetlerdir. Kendilerine ilimden nasip verilmemiş olanlar bu hikmeti anlamadıkları gibi, hikmetle iş de yapamazlar. Kur’an, bünyesindeki vahye “hikmet” derken; ona çağrının, İslâm’a dâvetin de hikmetle yapılmasını emreder.  Bu kaidelerle ancak hikmet sahibi olabiliriz.  İşte Kur’an’ın hikmet yollarını, bu yoldaki işaretleri tahlil edeceğiz. Hikmetli yolun yolcusu olacağız. Diyerek sunumunu tamamladı.

Kısaca Şeyho DUMAN hocamızdan  bahsetmemiz gerekirse;

Şeyho Duman; Arapça, Farsça, Osmanlıca dersleri veriyor. Mealin genişletilmiş ve dipnotlarıyla öğrencilerine dersler verip, Kur’an okurken terimlerin, kelimelerin, cümlelerin ne manaya geldiği konusunda çalışmalar yapıyor. İnternette canlı, sesli dersler düzenliyor. Kuran’ın özünün anlaşılmasıyla ilgili gibi çok değerleri gayretleri var.
 
   Pamak: Her Dönemdeki Statükonun Dini: "Ilımlı İslam"
13 ocak 2012 Tarihinde İlkav başkanı Mehmet Pamak'ın İlkav konferans salonundaki Cuma Konferansının ses kaydını ilginize sunuyoruz.
 
   Uludere Katliamı ve AKP'nin Devletleşmesi...
06 ocak 2012 Tarihinde İlkav başkanı Mehmet Pamak'ın İlkav konferans salonundaki Cuma Konferansının ses kaydını ilginize sunuyoruz.
 
   Mazlum Kürt Halkına Yönelik Yeni Katliamlara İmza Atan Devleti Protesto Ediyoruz!
İLKAV Başkanı Mehmet Pamak, Şırnak’ta mazlum Kürt halkına yönelik katliamı gerçekleştiren devleti ve TSK’yı kınayıp protesto eden bir basın açıklaması yaptı. Pamak, açıklamasında özet olarak şunları ifade etti:

“Anlaşılan odur ki, TSK, can ve mal güvenliğini korumakla görevli olduğu kendi ülkesinin masum vatandaşlarını katletmiştir. Son otuz yıl içinde, bu tür “terörist zannettik” diyerek katledilen, çoban ve köylü masum insan sayısı yüzlercedir. Bu tür bahanelerle kolay örtbas edilen, dikkatsizlikle ya da bölge halkını adam yerine koymayan veya hepsini “terörist” kategorisine oturtarak ve bu sebeple de, kimin öldüğünü çok fazla önemsemeyen, umursamayan müstağni, kibirli ulusalcı bir bakışla kolayca gerçekleştirilen katliam ve cinayetler süreklilik arz etmektedir.

Bugün bir yandan, Dersim özrü ve katil Muğlalı’nın kışlaya verilen isminin kaldırılması örneğinde olduğu gibi, eski katliamlar sebebiyle özür dilenip günah çıkarılmaya, açılımlar yapılmaya çalışılan bir süreçte bile, yeni katliamların altına cüretkarca imza atılmaya devam edilmektedir. Bu son katliam, bütün gelişmelere rağmen, darbeci, çeteci, halk düşmanı ulusalcı zihniyetin devlet güvenlik kurumlarında hâlâ etkinliklerini sürdürüyor olmasının göstergesi olabilme ihtimali bakımından düşündürücüdür.
 
   Radyo Denge 17. Yılında Hicret Gecesiyle Ankara'lılara Unutulmaz Bir Gece Yaşattı...
Radyo Denge 17 Yılı münasebetiyle düzenlemiş olduğu Hicret Gecesiyle dinleyicileriyle buluştu. 25 Aralık 2011 tarihinde, Altınpark Anfa B Salonunda düzenlenen organizasyonda unutulmaz anlar yaşandı. Salon kapasitesinin üzerinde bir katılımla birçok dinleyicinin ayakta izlemek zorunda kalmasına rağmen 4 saat boyunca dikkate değer bir program ortaya kondu. Program öncesi saat 15.00 civarında Radyo Denge yararına düzenlenen Kermes ve sponsor firmaların tanıtım amaçlı açtığı standlar büyük ilgi gördü.

Sunuculuğunu Radyo Denge Programcılarından Bahaeddin Carda’nın üstlendiği, girişlerin ücretsiz olduğu Program, saat 17.30’ da kardeşimiz Bilal Osmanlı’nın okuduğu Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Okunan Tevbe Suresi 38,39 ve 40. Ayetlerin Meallerinin seslendirilmesinin ardından İlmi Ve Kültürel Araştırmalar Vakfı İLKAV Yönetim Kurulu Üyesi Emrullah Ayan’ın yaptığı açılış konuşmasıyla sürdü. Emrullah Ayan kısa açış konuşmasında özelikle şu noktalara dikkat çekti.
 
   Ermenileri de, Müslüman halkları da katleden aynı zihniyettir...

Ermeni halkını da, Müslüman halkları da, Kürtleri ve Alevileri de katledenler, hep aynı Batıcı, seküler, ulusalcı zihniyetin müntesipleridir.

İLKAV Başkanı olarak, o günkü gündem olan Ermeni katliamı sebebiyle özür dileme tartışmaları üzerine 23. 12. 2008 tarihinde yayınladığım basın açıklamasını güncelliği sebebiyle, günümüze dair bazı ilaveler yaparak tekrar paylaşmak istedim.
(http://www.ilkav.org/news.aspx?id=443)

“Bilindiği üzere, 1800’lü yılların son çeyreğinde ve 1900’lü yılların başlarında, Batının seküler değerleri ve ulusalcılık, ırkçılık anlayışı İslam coğrafyasına da Batı işbirlikçisi kadrolarca taşındı. Sosyolojik olarak da olsa ümmete dayalı ve Allah’ın gayrimüslim kullarına da adaletle muamele edilen Osmanlı ülkesinde Türkçülüğü ve ilk bölücülüğü başlatanlar batıcı ulusalcılardı. Bunlar, Avrupa’da eğitimini gerçekleştirmiş ve modern paradigmanın üretimi pozitivizmi içselleştirerek İslam inancına ve ümmet bilincine düşman olarak ülkesine dönmüş ve Türkçülüğü ideolojileştirmeye çalışan “Jön Türkler”di. Bizzat Osmanlı yönetiminin eğitim alanında gerçekleştirdiği Batı değerleri eksenli eğitim reformu ve tercüme pozitivist eserlerin sağladığı akıdevi ve kültürel kirlenme de, bu tür İslam karşıtı Batıcı, laik ve ulusalcı akımların yeşermesi ve gelişmesi için gerekli mümbit ortamı sağlamıştı. İşte böylece, asırlarca farklı ırk ve dinden insanları, iyi komşuluk ilişkileri ve adalet zemininde, huzur içinde ve insanca bir arada yaşatan İslam hukuku, ahlakı ve kültürü dışlandıkça, ulusalcı seküler Batıcı anlayışlar siyasi, bürokratik kadroları ve aydınları kuşattıkça, bölgemizde ve ülkemizde, ırk ve din ayrımcılığına dayalı anlayışlar çeteler halinde ortaya çıkmaya ve hâkimiyet mücadelesi vermeye başladılar.