Bazı Dâvetçi Müslümanlardan Referanduma Dair Zaruri Açıklama
 
   Bazı Dâvetçi Müslümanlardan Referanduma Dair Zaruri Açıklama


Bazı Dâvetçi Müslümanlardan Referanduma Dair Zaruri Açıklama


Tevhidi kesimin önde gelen simalarından bir kısım davetçi müslüman  giderek daha güçlü esen demokratikleşme rüzgârı ve anayasa değişikliği oylaması sebebiyle gündeme gelen destek çağrıları üzerine zaruri olarak bir açıklama yapma ihtiyacı  hissettiler . 


 Bir uyarı ve hatırlatma niteliği taşıyan açıklamanın tam metnini sunuyoruz

 
   Yine mi Demokrasi Kazanacak!?

Tarih boyunca insanlık ne badireler atlatmış ne savaşlar yaşamıştır. Bazen toplumlar kendi içinde farklı guruplara ayrılıp birbirleriyle çatışmışlar, bazen de kendi dışındaki toplumu her hangi bir sebeple düşman ilan ederek onunla mücadele etmişlerdir. İnsanlık tarihi kadar eski bu kavgalar, bin yıllar boyunca süregelmiş, adeta insanlık tarihi, öfke ve kan üzerine yazılmış bir çatışmalar yumağı halinde karşımızda durmaktadır. Kim ne derse desin insanlık, var olduğu müddetçe de, varoluşundan günümüze kadar süregelen bu alışkanlığını bırakacak gibi gözükmemektedir.

 
   Ramazan Ve Kur'an 2010

Her yıl Ramazan ayı içerisinde İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı’nın düzenlediği Ramazan ve Kur’an paneli 22 Ağustos Pazar günü Altınpark Anfa_B salonunda gerçekleştirildi. Alper Tuna’nın Takdimi ile başlayan program, Emrullah Ayan’ın Kur’an tilaveti ile devam etti. Açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Şeyho Duman Hoca sorumluluk bilinci üzerinde durarak şunları söyledi: “ Biz bakara suresi 183.ayetteki emre itaat ettik. Bundan dolayı mutluyuz. Çünkü biz Musa a.s’ın kavmi gibi işittik isyan ettik demekten ictinap ettik ve Müslüman’a yakışır bir şekilde işitik itaat ettik dedik. Bu itaat Kur-an’ın ifadesiyle rabbimizin buyurduğu üzere geniş bir hayat bahşedilmesi ile mükâfatlandırılıyor. Bu bun tersine yaşayanlar Allah’ın zikrinden yüz çevirenler işittikleri halde isyan edenler için ise rabbimiz sıkıntılı bir hayat yaşatacağının korkusunu veriyor.

 
   İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı İMKANDER yetkililerini misafir etti.

Kafkasya, da süre gelen savaştan dolayı mağdur duruma düşmüş bütün Kafkasyalı (Çeçen, İnguş, Dağıstanlı vs.) dul, yetim, hasta, gazi ve mültecilere maddi, manevi ve hukuki konularda imkânlar ölçüsünde yardımcı olabilmek amacıyla İstanbul’da Faaliyet gösteren İnsanı Müdafa ve Kardeşlik Derneği kurucu üyelerinden İmran Abdulazimov ve Ömer Bezirgân kardeşlerimiz İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı’nı ziyaret etti.

 
   Kulluk ve Hüküm Sahibinin Hakkı


Allah bizlere, Allah’ın hudutlarını aşarak Allah’ın hükümleri karşısında hüküm koymaya yeltenen tagutları reddetmeyi emretmiştir. Zinaya yaklaşmamamızı emrettiği gibi tagutlardan da uzaklaşmamızı emretmiştir. Çünkü Tagutlara yaklaşmanın sonu tehlikelidir. Çünkü tagutlarında zina çağırıcıları gibi insanlara hoş görünen menfaat duygularını celbettiren, beşeri arzu ve isteklere göz kırparak onları kendine “evet” dedirten cazibeleri vardır. Ve mü’min her ne pahasına olursa olsun bu cazibeye direnmeli ve onların hükümlerini reddedip Allah’a sığınmalıdır. Hak kulların değil Allah’ın hakkıdır. Din kulların değil Allah’ın dinidir. Hüküm kulların değil Allah’ın hükmüdür. Bundan dolayı hâkimler Hâkiminin üzerimizdeki hakkını unutmayalım ve imanımızın bir gereği olarak hükmü yalnız ona has kılalım.
 
   Kürt sorununa İslami çözüm önerileri

Diyabakır’da düzenlenen Kürt Sorunu Forumunun katılımcılarından İLKAV Başkanı Mehmet Pamak, Kürt sorununun ortaya çıkış sürecini analiz eden ve soruna İslami açıdan çözüm önerileri sunan bir konuşma yaptı.

 
   Kürt Sorunu Forumu Son Oturum ve Sonuç Bildirgesi
Özgür-Der Diyarbakır Şubesi tarafından gerçekleştirilen ve iki gün süren Kürt Sorunu Forumu, Pazar günü gerçekleştirilen son oturum ve sonrasında açıklanan sonuç bildirgesiyle sona erdi,
 
   "Hududullaha tabi olmadan adaletin tesisi mümkün değildir"


 


İslamsız adalet söylemleri ve iktidar iddiasından uzaklaştırılmış İslam algısı konusundaki söyleşimizin ikinci bölümünde Pamak, Yüce Allah’ın “hudutlarım” dediği muhkem hükümlerin, tarihselcilik ve rölativizm gibi batıdan ithal yaklaşımlarla tarihe gömülüp yerine yeni hükümler ihdas edilerek, hak ile bâtıl, vahiy ile heva ve zan karıştırılarak adaletin tesisinin mümkün olmadığını kaydediyor.