Önceliğimiz Medeniyet Hamlesi Mi ?
 

Konuşmasında Medeniyet kelimesinin kökenine değinen Hamza Türkmen, bu kavramın aslında İslami bir kavram olmadığı, 14. yüzyıldan itibaren başlayan Rönesans hareketinin sonucunda batıda ortaya çıktığı ve ekonomi öncelikli bir şehirleşmenin ardından oluşan bir kavram olduğu üzerinde durdu. Konuşmada İbn Haldun gibi bazı Müslümanların medeniyet kavramına benzer olarak “umran” kavramı üzerinde durduğu, fakat Umran kavramının ekonomik öncelikten daha çok inanç ve değer öncelikli bir kavram olduğu hatırlatıldı. İslam dünyasında batıdan çok önceleri beşyüzbin kişilik nüfusa sahip şehirlerin olduğu fakat bu şehirlerin değer ve kulluk merkezli şehirler olduğu hatırlatılarak, batı da ise şehirleşmenin fabrika ve ekonomi eksenli olduğunu söylendi.. Bu noktada son yüzyılda medeniyet üzerine geliştirilen değişik tezlerden bahseden Türkmen, medeniyetler arası diyalog çalışmalarına da değindi ve “Batı kendisini ilerlemiş bir tarih anlayışıyla medeniyetin merkezi olarak görüyor. Batının geldiği en son nokta neo-liberalist bir anlayış üzerine kurulmuştur. Medeniyetler diyalogu olabilmesi için öncelikle bizim açımızdan ortada bir medeniyetin olması gerekiyor” dedi.

 
Konuşmasında tarihsel süreç içerisinde Müslüman toplumları barındıran Endülüs, Abbasi, Osmanlı gibi iç içe geçmiş bazı medeniyetlerden söz edilebileceğini gündeme getiren Türkmen, İslam medeniyeti tasavvuru hakkında Ali Şeraiti, Seyyid Kutup, Malik bin Nebi ve Mustafa İslamoğlu gibi bazı düşünürlerin değerlendirmeleri üzerinde durdu.
 
“Türkiye’de 1970’li yıllardan sonra tevhidi uyanışı yaşayan kitleler devlet eksenli bir mücadeleye girişmişlerdir. Oysaki iktidar eksenli dönüşümü öncelemek kesinlikle nebevi hareket metoduna uymayan bir anlayıştır. Çünkü toplum dönüşmeden iktidar eksenli bir dönüşüm mümkün değildir” diyen Türkmen, yaşadığımız sistem içinde dinin maslahatı için kullanılması gereken araçların var olduğunu ve bu araçların benzerlerinin asrısaadet döneminde de kullanıldığı üzerinde durdu. Bu yüzden nebevi hareket metodunun iyi fıkhedilmesi gerektiğini ve şimdiye kadar yanlış fıkhetmelerden kaynaklanan düşüncelerin çok yanlış projeleri beraberinde getirdiği söyledi.
 
Konuşmada yeniden inşa sorumluluğu ve Müslümanların ıslah projesine değinildi. Türkmen şöyle dedi: “Kur’an vahyi, ölümlü olan insana ve toplumlara gelmiştir. Kur’an’ın mesajı bakidir. Ama insanlar, toplumlar ve medeniyetler ölümlüdür. Bugünün ve geleceğin tasarımı ile ilgili Kur’an neslinin inşa hedefini gündeme almak hem bu konunun tevhidi mücadele sürecinden gelen Müslümanlara gereğince anlatılmasıyla hem de bu kaygıyı taşıyan Müslümanların ve İslami öbeklerin irtibatlarının kurulması ve birçok engelin aşılmasıyla da alakalıdır. Bu açılımlar aynı stratejik tesbit, merhaleci mücadele veya sünnetullah açısından ortak kaygılar taşıyan birimler arasında daha geniş veya yeni platformları da gerekli kılabilir. Müslümanların ıslah projesini ortaya koyabilmeleri için öncelikle kendi aralarında temel konularda fikri bir mutabakat zarureti vardır. Bunun yanında irtibat kalitesi ve birlikte iş yapma ahlakı gibi mevzular üzerinde de yoğun olarak durulmalıdır. Kur’an nesli söylemi bir donanım, takva ve inşa hizmetini gerekli kılan uzun soluklu bir çalışmadır.”
 
Bir bölge veya yörede Kur’an eksenli bir oluşum, bilinçli Müslümanların veya bilinçli bir Müslüman’ın öncü girişimiyle başlayacağını dile getiren Türkmen bu girişimin merhalelerini şu şekilde sıraladı.
 
Hakkı ve adaleti talep eden bireyler arasında hayatı ve Kur’ani bildirimleri anlayacak yaşanan sorunlara ilgisini vahyi ölçülerle kuracak bir nüveleşme
 
Birlikteliğin manevi kazanımlarının zenginleştirilmesi (kültürel etkinlikler, sanat faaliyetleri gibi”
 
 
Doğal liderlikle oluşan yapının bir işbölümü aşamasına geçmesi ve katılımcılar arasında istişari işleyiş kurumsallaştırılabilmeli.
 
İç ve dış işleyiş kuralları belirlenip yeni oluşan bir Kur’an halkası içinde sosyal istikrar ve sosyal sürekliliğinin sağlanması
 
Aynı eğilimde olan müteşebbislerle koordinasyon gerçekleştirilmeli. Bu düzeyde gerçekleştirilecek ilişkilerde ortak inanç, usul, metot ve hedef kaygısını taşıyan sosyal nüveler arasında ciddi bir sorun yoksa irtibatları derinleştirip üst istişari birimler oluşturulmalı
 
Rasulullah’ın Mekke ve Medine dönemlerinde ortaya koyduğu ve vahiyle yönlendirilen sosyal ve siyasi örnekliğini ideal bir modeldi diyen Türkmen, Kur’an toplumunu yeniden oluşturmak gayretinde olanları da şöyle değerlendirdi. Bugün akidevi, fikri ve metodik konularda vahyi ölçülerle toparlanmaya çalışan ve vahyin tanıklığını üstlenen çalışmalar bir oluşum aşamasıdır.
 

Yoğun bir katılımın gözlendiği konferans dinleyicilerin yönelttiği soruların cevaplandırılmasıyla sona erdi.

    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle

  Lütfen aradığınız bilgileri ilgili alanlara yazdıktan sonra Bul tuşuna tıklayınız.
Kategori :  
Yazar :  
Başlık :  
İçerik :
Tarih :    
Eşleştir :
 
 
 Elif Nesli Tarih Okunma Sayısı
    Geçmişi Düşünüp Halimi Sorguladım13.04.20093.578   
    Çocuklarıma Ve Torunlarıma Vasiyetimdir!17.03.20091.456   
    Zincirleri Kırmalıyız23.01.20091.719   
    Bizim Marşımız23.01.20091.778   
    8. Sayı22.07.20091.831   
    7.Sayı05.05.20091.552   
    6.Sayı02.03.20091.844   
    5. Sayı08.01.20092.075   
    4. Sayı06.12.20082.301   
    3. Sayı16.10.20081.839   
    2. Sayı15.09.20081.857   

    
2 3 4 5 6 7 8 9 10