Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Peygamber’e Sövmek Serbest, “Atatürk İlâh Değildir” Demek Suç!...

> İlk Kur’an Neslinin Mekke Örneğinden Çıkarılacak Dersler ve Mekke...

> Kur’an ve Sünnete Dayalı Sahih İslam Anlayışını, Her Şartta Taviz...

> Zulüm bataklığında çürüyüp toplumu da çürüten bir sistemin kurulu...

> Mü’minlerin, Ameller, Hayat Tarzı ve İtaat Alanında Bâtıl Olandan...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   CUMA HUTBELERİ  >  2018
 
Hutbe: Muharrem Ay’ı ve Kerbelâ
Tarih: 21/09/2018
   


“Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka veliniz yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” (HuD: 113)

Hutbe: Muharrem Ay’ı ve Kerbelâ
“Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka veliniz yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” (HuD: 113)

Muharrem, Hicrî-Kamerî takvimin ilk ayıdır. Rasulullah (S)’in Mekke’den Medine’ye hicreti, Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Bu belirleme Hz. Ömer tarafından yapılmıştır. Ondan önce Arapların belli bir takvimleri yoktu. Bazı önemli olayları tarihe başlangıç olarak gösteriyorlardı.
Hicrî takvimin birinci ayı olan Muharrem, İslam’dan önce de muhterem kabul edilmiş, bu yüzden de bu ayda savaşmak haram olduğu için Muharrem ismi verilmiştir.
Kerbelâ olayı; Muharrem ayında gerçekleşmiş bir faciâyı anlatır. Bu ayda savaş yapmak, kan dökmek yasaktı. Bu ayın hürmetine saygılı davranmak, kanlısına, can düşmanına bile saygı duyarak el sürmemek Arapların kadim tarihlerinde de olan bir gelenek olmasına rağmen saltanatı isteyen, dolayısıyla hevâ ve hevesini, gücü, devleti putlaştıran bir zihniyetin, bir diktatörlüğün nasıl despotça ve canice suçlar irtikâp ettiğinin ibretlik vesikasıdır.
Hutbemizde Kerbelâ olayını anlatmayacağız zîrâ bu olay şimdilerde TV kanallarında, sosyal medyada detayıyla, hatta biraz da mitolojik bir anlatımla anlatılıyor. Biz, Yezid dönemi ve Kerbelâ olayını maddeler halinde değerlendirmeye çalışacağız.
1- Yezid b. Muaviye, veliahdlık yoluyla İslâm hılâfet makamını işgal eden ilk sultandır ve onu bu makama babası Muaviye getirmiştir.
İslâm Devlet Başkanlığı’na getiriliş sisteminin bu şekilde veliahdlığa dönüşmesi, saltanatı üretmiş ve İslâmî siyasetin en önemli müessesesi olan şûrâ, saltanatın getirisi olarak katledilmiştir. Siyasetteki bu kırılma İslâm dünyasının hâlâ belini doğrultamamasının en önemli sebebini oluşturmaktadır.
2- Yezid’in, Hz. Hüseyin’e karşı güttüğü cânîce siyaset, Müslümanların bölünmesine ve bugüne kadar devam eden bir fitnenin başlamasına sebebiyet vermiştir.
3- Yezid döneminde, Müslümanlar arasında yapılan tüm savaşlar, Yezid’in saltanatının devamını sağlamaya yönelik olduğundan, artık “Din için Devlet” anlayışı kaldırılmış, onun yerine, “Devlet için Din” anlayışı yerleştirilmiştir. Artık din, saltanatla diktatörleşen devletin dayandığı bir baston konumuna indirgenmiştir. O günlerden bugüne halkı Müslüman olan ülkelerin rejimlerinin de bu durumu nasıl tepe tepe kullandıkları hepimizin malumudur.      
4- Yezid’in, İbn Ziyad gibi zalimleri, devletinin en üst makamlarına getirmesi, onun her şeyi hatta din’i bile kendi saltanatına fedâ ettiğini göstermiştir. Ziyad gibileri de, saltanatların her zaman vazgeçemediği çanak yalayıcıları olarak günümüze kadar gelmiştir.
5- Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının kafalarının kesilerek oradan oraya götürülüp teşhir edilmesi gayr-i İslâmî bir harekettir. Dolayısıyla, Yezid’in ve onun uşaklarının bu hareketi yaparlarken hangi dine göre amel ettiklerini bilmiyoruz. Çünkü İslâm’a göre ölünün cesedinin tümünün ya da bir bölümünün bu şekilde teşhir edilerek eğlence yapılması haramdır, yasaktır.
Onlar bunu yaparlarken cahilî anlayışlarla hareket ediyorlardı. Bütün bunları yapmaktan amaçları da; topluma korku salmak ve bununla saltanata karşı çıkmak niyetinde olanların sindirilmesinin olduğunu anlamak zor olmasa gerektir. Nitekim amaçlarına ulaştıkları da tarihen sabittir.
6- Hz. Hüseyin, “illâ da ben iktidar olayım” düşüncesiyle Kûfe’ye gitmiyor. Bilakis o, Müslümanların lideri konumuna getirilen Yezid’in, İslâm ahkâmını değiştirdiğini ve bunun için onunla mücadele edilmesi gerektiğini söylüyor ve yola çıkıyor. Nitekim Hz. Hüseyin, Yezid için şöyle diyor:
“Onlar Şeytan’a itaati getirip, Rahman’a itaati terk ettiler. Fesadı başlatıp, ilâhî kanunları kaldırdılar. Devlet gelirlerine el koyup haramı helâl; helâli haram yaptılar!”                                  Aynen bugün Müslümanların başında bulunan idarecilerin yaptığı gibi…
7- Kerbelâ öncesinde iki ordu karşılaşınca, Kûfe’lilerin ihaneti sonucu, Hz. Hüseyin’in savaşmamayı bile düşünmesine rağmen, İbn Ziyad’ın mutlaka onu öldürerek işkence yapılmasını istemesi, İslâm’ın “eman” müessesesini yıkmıştır. Çünkü eman isteyen gayr-i Müslim bile olsa, ona silah çekilmez. Hz. Hüseyin gadre uğramış, onu davet eden Kûfe’liler, menfaatleri için kılıçlarını çekip Yezid’in askerleri olmuşlardır. İşte muhtemelen onların bu ihanetlerinden dolayı Hz. Hüseyin savaşmak istemedi.
Bütün bunlardan sonra, insanın aklına şu soru geliyor: Bunca zulüm kim adına ve ne için idi?
İşlenen bütün bu mezâlim, Yezid Devletinin bekâsı içindi.
Bu, “Her şey Devlet için” zihniyeti Müslümanların zihinlerine o denli yerleştirildi ki; “Her şey Din için” inancı kayboldu. Ve Müslümanlar saltanat ve diktatorya rejimleri uğruna ulu’l-emr zihniyetinin kulları oldular. Ulu’l-emr, nasıl olursa olsun lâ yüs’el bir hâle getirilip kutsallaştırıldı. Bugün, dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanları ezen Ulu’l-emr’ler, Yezid zihniyetinin mirasçıları oldular ve kendileri için dokunulmazlık kanunları çıkartarak, saltanatlarını sürdürdüler, sürdürüyorlar. Ve sarıklı, cübbeli veya kravatlı üniversite hocaları, bunlara itaatin vacip olduğunu anlatır dururlar, akademik kürsülerde veya cami kürsülerinde...
Bu saltanatların o zamanki dönemden amansız düşmanı olan Ebu Zerri’l-Ğıfârî (R.A) diyor ki: “Allah, ma’rûfu emredip onu terk edene ve münker’den nehyedip onu yapanlara la’net etsin!”   
                                                                                  21.09.2018
                                                                       Hazırlayan: Emrullah AYAN
    

 

Bu içerik 272 defa görüntülendi.
 
 
CUMA HUTBESİ YAZARI

Emrullah AYAN
  Diğer Cuma Hutbesi Yazıları

 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
Dataişlem