|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| HAVA DURUMU |
...
|
| |
|
|
|
|
|
|
| “Ercümend Özkan’ın Katkıları” panelinden notlar... |
| Ilımlı İslam Anlayış(sızlığ)ının Bu Topraklara Ve Dünya Müslümanlarına Yansıması... |
| Hrant’ı Dink’i katleden, insani ve İslami olanın düşmanı ulusalcı laik zihniyettir... |
| Kürt Sorununa Gerçek ve Kalıcı Adil Çözüm, Ancak İslam’la Mümkündür... |
| "Hikmetin Gerekliliği ve Hikmet Arayışı" seminerine ilgi büyüktü. |
| Pamak: Her Dönemdeki Statükonun Dini: "Ilımlı İslam" |
| Uludere Katliamı ve AKP'nin Devletleşmesi... |
| Mazlum Kürt Halkına Yönelik Yeni Katliamlara İmza Atan Devleti Protesto Ediyoruz! |
|
|
|
|
|
|
| “Ercümend Özkan’ın Katkıları” panelinden notlar... | 17 yıl önce, 1995’te bir dizi program için gittiği Adana’da geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan Ercümend Özkan’ın Türkiye İslami mücadelesine katkıları Bahçelievler’de düzenlenen bir panelde konuşuldu.
Kur’an Nesli Kültür Merkezi’nce Bahçelievler Belediyesi Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Ercümend Özkan’ın Türkiye’deki İslami Mücadeleye Katkıları” başlıklı panele konuşmacı olarak İLKAV Başkanı Mehmet Pamak, İktibas Dergisi yayın kurulu üyesi Abdullah Pamuk ve Özkan’ın oğlu Tarık Özkan katıldı. Panelin yöneticiliğini ise İktibas Dergisi yazarı Murat Kirişçi yaptı. Panel öncesi bir de Ercümend Özkan’ın hayatı ve mücadelesini konu alan kısa bir belgesel gösterimi yapıldı.
Program, Sebahaddin Akgül’ün takdimiyle başladı. Ardından Kur’an-ı Kerim’den hikmet ve güzel öğütle daveti konu alan bir kısım ayetlerin tilaveti ve mealini okumak üzere Mevlüt Akbal kürsüdeki yerini aldı. Akbal’ın ardından, Kur’an Nesli Kültür Merkezi adına selamla konuşması için Şükrü Hüseyinoğlu kürsüye çıktı. Hüseyinoğlu, Türkiye’deki İslami mücadelenin öncü şahsiyetlerinden ve dik ve istikrarlı İslami duruşun sembol isimlerinden Ercümend Özkan’ın bu coğrafyada yaşayan Müslümanlar üzerindeki emeğinden söz ederek, Özkan’ın yeni nesillerce de tanınmasının önemine değindi ve bu tür programların bu değerli öncünün unutulmaması için gerekli olduğunu kaydetti. Hüseyinoğlu selamlama konuşmasını “Bu programın hayırlara vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz” duasıyla tamamladı. | | | | | Ilımlı İslam Anlayış(sızlığ)ının Bu Topraklara Ve Dünya Müslümanlarına Yansıması... |  Klâsik Osmanlı döneminde, tarikatlar şeklinde örgütlenmiş pek çok dini oluşumlar vardı. Ancak, bu kuruluşlar devletin güdümünde faaliyet göstermekteydiler. Osmanlı Devleti’nin gerileme sürecine girmesi ile birlikte, devlet bu kuruluşlar üzerindeki otoritesini kaybetmeye başlamıştır. Böylece, tarikatlar, giderek devletin otoritesini sınırlayan roller üstlenmeye başlamışlardır. III. Selimle başlayan reformlar döneminde de, tarikatların devlet üzerindeki etkinliklerini azaltmak için bazı önlemler alınmak istenmiş ancak başarı sağlanamamıştır.
Yıl 1856. Günlerden 18 Şubat. Türkiye, tüm dünyaya Islahat Fermanını ilan eder. Öyle bir Ferman ki, Türkiye’nin toplumsal ve siyasi sistemini tepeden tırnağa değiştiren ve tümü de Avrupa ülkelerinden ilham, telkin ve dayatma suretiyle iktibas edilmiş düzenlemelerle dolu. Fermanın sadece başlıklarını görmek bile bir yığın ders çıkarmaya yeterli. Bakalım:
Din ve mezhep farkı gözetmeksizin bütün tebaanın can, mal ve namus masuniyeti vardır.
Fatih devrinden beri Gayr-ı Müslim cemaatlere verilmiş imtiyazlar ve ruhani muafiyetler devam edecektir.
Türkiye’deki dini cemaatlerin reisleri kayd-ı hayat şartıyla seçileceklerdir. Ancak bu reisler, seçildikten sonra devlete sadakat yemini edecekler. Bu dini reislere hazineden maaş bağlanacaktır. | | | | | Hrant’ı Dink’i katleden, insani ve İslami olanın düşmanı ulusalcı laik zihniyettir... | Hrant’ı katleden zihniyet;
- İnsanlığın, insanlık onurunun, insani erdemlerin ve Allah’ın düşmanı olan, ahseni takvim fıtratını bozup esfelesafiline düşen, Kur’an’ın hayvanlardan aşağı olarak nitelediği sapkın zihniyettir…
- Yüz yılı aşkın bir süreden beri insani ve İslami olana savaş açmış seküler ulusalcı İT (İttihat Terakki) zihniyetidir…
- Silahlı ve örgütlü bir güç olarak, bu ülkede yaklaşık yüz yıldır, İslami kimlikle, İslam şeriatıyla, ümmet bilinciyle, Kürt kimliğiyle savaşan, 1915’te tehcir zulmüyle Ermeni katliamı yapmış olan İT’in devamı bir zihniyettir…
- Emperyalistlerin işbirlikçiliğini ve emperyalist kültür adına halkının dinine, değerlerine, insani ve İslami olana düşman olmayı ulusalcılık olarak tanımlayan İttihatçı zihniyettir…
- Ülkenin çoğunluğunu teşkil eden Müslüman halklarının İslami ve Kürt kimliklerini, laik Türk ulusalcılığı içinde asimile edip yok etmek için akıl almaz zulümler, baskılar, yasaklar katliamlar gerçekleştiren, İslami vakıfların büyük servetini gasp eden, azınlık Rum ve Ermenileri ise mübadele politikaları ve baskılarlarla ülkeden kovup mallarına el koyan Kemalist zihniyettir… | | | | | Kürt Sorununa Gerçek ve Kalıcı Adil Çözüm, Ancak İslam’la Mümkündür... | Kısa vadede kan dökülmesini ve acıları dindirmek suretiyle, mazlum halka bir miktar nefes aldırmak bakımından seküler sistem içi çözüm gerekli olmakla beraber, gerçek adil çözüm ancak İslam’la mümkündür.
İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV) tarafından düzenlenen “Kürt Sorununa Sistem İçi Çözüm Arayışları ve İslami Çözüm Önerileri” konulu ve iki oturum halinde tam gün süren panel, ağır kar şartları altında, Ankara Koca Tepe Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Program Yusuf Sertkaya’nın Kur’an’dan Rum 22, 23. ve Hucurat 13. ayetleri ve meallerini okumasıyla başladı. İLKAV Genel Sekreteri Abdullah Başaran’ın selamlama ve programı takdim konuşmasını müteakip, İLKAV Başkanı Mehmet Pamak panel gündemiyle bağlantılı bir açış konuşması yaptı. | | | | | "Hikmetin Gerekliliği ve Hikmet Arayışı" seminerine ilgi büyüktü. | .JPG) 14 Ocak 2012 tarihinde Adana'da faaliyet gösteren Gökkuşağı Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin düzenlediği "Hikmetin Gerekliliği ve Hikmet Arayışı" seminerine ilgi büyüktü.
İLKAV (İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı)’ın Başkan yardımcısı ve müderrisi, İslamî ilimler uzmanı Şeyho DUMAN'ın konuşmacı olarak katıldığı Seyhan Kültür Merkezindeki seminer saat 13:00'te Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Meali verildi.
Açılış konuşmasını yapan Mustafa TEKTORUN Şunları Söyledi:
Gökkuşağı eğitim ve yardımlaşma derneği ve müslamanlar olarak neden ‘’Hikmet’’ Sorusuna yanıt bulmaya çalıştık. Müslümanlar için neden önemli ‘’Hikmet’’ Kavramı?
‘Hikmet’ kelimesinin kökü ‘hükm’dür. ‘Hükm’ masdarı ve ondan türeyen kelimeler isim ve fiil olarak Kur’an’da tam 210 yerde geçer. İşte bundan ötürü müslümanın hayatında büyük öneme sahip olan ‘’Hikmet’’ kavramını ele aldık. Hikmetin en yücesi, doruğa ulaşmış şekli, Allah’tan gelen âyetlerdir. Kendilerine ilimden nasip verilmemiş olanlar bu hikmeti anlamadıkları gibi, hikmetle iş de yapamazlar. Kur’an, bünyesindeki vahye “hikmet” derken; ona çağrının, İslâm’a dâvetin de hikmetle yapılmasını emreder. Bu kaidelerle ancak hikmet sahibi olabiliriz. İşte Kur’an’ın hikmet yollarını, bu yoldaki işaretleri tahlil edeceğiz. Hikmetli yolun yolcusu olacağız. Diyerek sunumunu tamamladı.
Kısaca Şeyho DUMAN hocamızdan bahsetmemiz gerekirse;
Şeyho Duman; Arapça, Farsça, Osmanlıca dersleri veriyor. Mealin genişletilmiş ve dipnotlarıyla öğrencilerine dersler verip, Kur’an okurken terimlerin, kelimelerin, cümlelerin ne manaya geldiği konusunda çalışmalar yapıyor. İnternette canlı, sesli dersler düzenliyor. Kuran’ın özünün anlaşılmasıyla ilgili gibi çok değerleri gayretleri var. | | | | | Pamak: Her Dönemdeki Statükonun Dini: "Ilımlı İslam" |  13 ocak 2012 Tarihinde İlkav başkanı Mehmet Pamak'ın İlkav konferans salonundaki Cuma Konferansının ses kaydını ilginize sunuyoruz. | | | | | Uludere Katliamı ve AKP'nin Devletleşmesi... |  06 ocak 2012 Tarihinde İlkav başkanı Mehmet Pamak'ın İlkav konferans salonundaki Cuma Konferansının ses kaydını ilginize sunuyoruz. | | | | | Mazlum Kürt Halkına Yönelik Yeni Katliamlara İmza Atan Devleti Protesto Ediyoruz! | İLKAV Başkanı Mehmet Pamak, Şırnak’ta mazlum Kürt halkına yönelik katliamı gerçekleştiren devleti ve TSK’yı kınayıp protesto eden bir basın açıklaması yaptı. Pamak, açıklamasında özet olarak şunları ifade etti:
“Anlaşılan odur ki, TSK, can ve mal güvenliğini korumakla görevli olduğu kendi ülkesinin masum vatandaşlarını katletmiştir. Son otuz yıl içinde, bu tür “terörist zannettik” diyerek katledilen, çoban ve köylü masum insan sayısı yüzlercedir. Bu tür bahanelerle kolay örtbas edilen, dikkatsizlikle ya da bölge halkını adam yerine koymayan veya hepsini “terörist” kategorisine oturtarak ve bu sebeple de, kimin öldüğünü çok fazla önemsemeyen, umursamayan müstağni, kibirli ulusalcı bir bakışla kolayca gerçekleştirilen katliam ve cinayetler süreklilik arz etmektedir.
Bugün bir yandan, Dersim özrü ve katil Muğlalı’nın kışlaya verilen isminin kaldırılması örneğinde olduğu gibi, eski katliamlar sebebiyle özür dilenip günah çıkarılmaya, açılımlar yapılmaya çalışılan bir süreçte bile, yeni katliamların altına cüretkarca imza atılmaya devam edilmektedir. Bu son katliam, bütün gelişmelere rağmen, darbeci, çeteci, halk düşmanı ulusalcı zihniyetin devlet güvenlik kurumlarında hâlâ etkinliklerini sürdürüyor olmasının göstergesi olabilme ihtimali bakımından düşündürücüdür. | | | |
|
|
|
|
| 2011-2012 Alternatif Eğitim Programları... |
|
|
| |
|
|